Şehrin
ilk
çağ
tarihi
ile
ilgili
bilgilerimiz
çok
kısıtlıdır.
Tarihi
eserlerinin
tahribi
,O
dönemlere
ait
kaynak
yetersizliği
,
arkeolojik
araştırmalara
önem
verilmemesi
çok
basit
bilgilere
sahip
bir
dönemle
bizi
karşı
karşıya
bırakmaktadır.
Popüler
amaçlı
kitaplarda
ana
kaynağı
belirsiz
bir
çok
bilgiler
mevcuttur.
Kaynak
yetersizliğinden
dolayı
popüler
amaçlı
çalışmaları
kaynak
göstermekle
birlikte
Prof.
Dr.
Bahaeddin
Yediyıldız'
ın
metodu
kullanılmıştır.
M.Ö.
400
yılında
Fatsa
ve
Çevresinde
KOLHLAR
,
DRILLER
,
HALİPLER,
MOSSİNOİKLER
ve
TİBARENLER
gibi
Yunan
asıllı
olmayan
yerli
kabileler
yaşamaktadır.
O
döneme
ait
önemli
buluntuların
Yapraklı
Mevkisinde
Çıngırt
Kaya
ve
çevresinde
mevcut
olduğu
tahmin
edilmektedir.
Fakat
bu
tahminlerin
ilmi
bir
dayanağı
yoktur.
Çıngırt
Kaya'da
yapılacak
bir
yüzey
ve
arkeoloji
araştırması
,
bu
dönemlere
ait
önemli
bilgi
ve
belgelerin
çıkmasını
sağlayacaktır.
(
Resim
1
)
M.Ö.
675
lerden
itibaren
sırası
ile
KIMMERLER,
PERSLER
(
M.Ö.
547
)
,
MAKEDONYALI
İSKENDER
(
M.Ö.
334
)
ve
komutanları
(
M.Ö.
312
-
208
)
Fatsa
ve
çevresine
hakim
olmuştur.
Fatsa'
da
İlk
Çağ
dönemlerinden
en
dikkat
çekeni
ise
PONTUS
devridir.
(
M.Ö.
280
-
M.S.
263
)
Pont
hakimiyeti
dönemi
<
Sıde
>
olarak
anılan
yörenin
daha
da
güçlenmesine
neden
olmuştur.
Bu
devirle
ilgili
rivayetler
de
kayda
değerdir.
Populer
amaçlı
eserlerde
geçen
bu
bilgilerin
hangi
kaynağa
dayalı
olarak
yazıldığı
bilinmemektedir.
PONT
hakimiyeti
ile
ilgili
genelde
şu
bilgiler
aktarılmaktadır
:
Fatsa' nın
tarih
sahnesinde
önemli
bir
yer
alması
miladi
1
.
yüzyılda
başlar.
Mitrilat
'ın
ölümünden
sonra
II.
FARNAK
(
M.Ö.
65-42
)
Roma'ya
bağlı
bir
krallık
olan
PONT
Devleti'nin
başına
geçer.
II.
FARNAK
bu
günkü
Fatsa'nın
bulunduğu
yerde
hükümdarlığını
sürdürürken
,
Roma
'nın
iç
karışıklıklarından
faydalanarak
hem
istiklalini
kazanmak
hem
de
idaresini
genişletmek
için
çalışmış
fakat
başarılı
olamamıştır.
II.
FARNAK
Fatsa'nın
eski
Hükümet
binasının
bulunduğu
sahada
kızı
FANİZAN
adına
bir
şato
inşa
ettirmiştir.
Bu
şatodan
dolayı
buraya
<
FANIZAN
>
adı
verilmiştir.
Sonraki
yüzyıllarda
FANİSE
,
PHADSANE
,
PYTANE , FAÇA adları ile anılan kasaba en son Fatsa adını almıştır.
PONT
Devletinin
sınırları
dahilinde
Fatsa
bulunmakla
beraber,bazı
kaynaklarda
geçen
başkent
olduğu
iddiasının
bir
dayanağı
yoktur.
Kasaba
ŞARL
TEKSİYE
'
de
<
Fatizan
Şatosu
>
vilayet
salnamelerinde
<
Vadisane
>
olarak
adlandırılmaktadır.
Popüler
kaynakların
ifadelerine
göre
II.
FARNAK
tan
sonra
bölgeye
ayrı
bir
sülaleden
gelen
POLEMEN
hükümdarlık
yapmıştır.
M.S.
63
tarihinde
Pont
devri
,
Roma
tarafından
ortadan
kaldırılmış,
M.S.
395
'
te
ise
bu
topraklar
Roma'dan
Bizans
'
a
devir
olmuştur.
M.S.
391
den
itibaren
Anadolu'ya
giren
PEÇENEK
ve
KUMAN
Türklerinin
akınları
ve
yerleşmeleri
görülmektedir.
Türklerin
Fatsa
yöresine
kesin
olarak
yerleşmelerini
Malazgirt
(
1071
)
sonrası
Akınlar
sağlamıştır.
Danışmet
Gazi
'
nin
beylerinden
SEVLİ
Bey
,
Ladik
taraflarından
harekete
geçerek
az
zamanda
Samsun
,
Ünye
,
Fatsa
ve
Giresun
taraflarını
elde
edip
Trabzon
'
a
kadar
ilerlemeyi
başarmıştır.
Bu
olaylardan
sonra
yerleşen
Oymaklar
sayesinde
Türkleşme
ve
İslamlaşma
süreci
başlamıştır.
Bu
Oymaklardan
en
önemlisi
ÇEPNİ
'
lerdir.
Çepniler
bu
alt
yapıyı
sağladıktan
sonra
1380
lerde
Hacı
Emir
Oğulları
adlı
bir
Türk
Beyliğinin
hakimiyet
dönemi
başlamıştır.
1427
/
28
de
Yörgüç
Paşa
'
nın
Canik
Seferi
ile
Fatsa
Osmanlı
topraklarına
bağlanmıştır.
Hacı
Emir
Oğulları
dönemi
Fatsa'
da
ki
Türk
nüfusunun
temelini
oluşturmuştur.
13
ve
14
yüzyıllarda
kıyı
kesiminde
Ceneviz
kolonilerinin
etkileri
görülmektedir.
Sahildeki
tabya
Cenevizliler
tarafından
depo
olarak
kullanılmıştır.
(Resim
3)
Bu
dönemde
Fatsa
Karadeniz'in
önemli
ticaret
merkezlerinden
biri
olmuştur.
Cenevizlilerin
Karadeniz
hakimiyetleri
Fatih
döneminde
sona
erdiği
için
Fatsa'dan
da
muhtemelen
bu
dönemlerde
ayrılmışlardır.
Fatsa'da
Türk
hakimiyeti
dönemi
1380'lerde
Hacı
Emir
Oğulları
ile
Osmanlı
Dönemi
ise
1427
/
28
'
de
başlamıştır.
Osmanlı Dönemi (1427-1922)
1)
Fatsa'da
İdari
Taksimatın
Kuruluşu
ve
Gelişmesi
:
Fatsa
idari
olarak
Canik
Sancağına
bağlıdır.
Osmanlı
kayıtlarında
Fatsa
yöresinin
adı
"Satılmış
-
ı
Mezid
Bey"
veya
"Nahiye-i
Satılmış-ı
Ferid
Bey"
dir.
15
yy
kayıtlarında
Nahiye
statüsündeki
Satılmış,
16
.
ve
17
.
yy
kayıtlarında
kaza
olarak
geçmektedir.
Yörede
15
yy
da
tek
bir
kaza
varken
1642'de
altı
kaza
ortaya
çıkmıştır.
Tapu
defterine
göre
kazaların
adları
şunlardır
:
Satılmış,
Cevizderesi,
Çöreği,
Meydan,
Sergis
ve
Keşdere.
Katip
Çelebi
bunlara
Fatsa
ve
Vonayı'
da
eklemiştir.
Canik
Sancağı,
15
ve
16
yy.
'
da
Eyaleti
Rum'a
;
17
yy.
ise
Sivas
Eyaletine
bağlıydı.
Bu
durum
1847
'
ye
kadar
devam
etmiştir.
18
yy.
'
ın
ikinci
yarısından
itibaren
Canik
ve
Trabzon'a
aslen
Fatsalı
olan
Caniklizadeler
hakim
olmuştur.
1846
/
47
yönetsel
bölümünde
Trabzon
Eyaletine
bağlı
bir
sancak
olan
Canik
,
1872
-
77
'
de
bağımsız
sancak
olmuş,tekrar
Trabzon
'
a
bağlandıktan
sonra
1908
'
de
yeniden
bağımsız
sancak
olmuştur.1851
'
den
1856
'
ya
kadar
kaza
statüsünde
olan
Fatsa
Kasabası
1869
'
dan
1872
'ye
kadar
Ünye
Kazasına
bağlı
bir
nahiyedir.
Kasaba
1878
'
de
yeniden
kaza
yapılmıştır.
B.M.M.
'
de
30
Kasım
1920
'
de
başlayan
Ordu
ve
Giresun
sancaklarının
oluşumu
hakkındaki
kanun
ile
ilgili
yapılan
görüşmeler
sonunda
4
Aralık
1920
'
de
Ordu
ve
Giresun
Sancakları
kurulmuştur.
Merkezi
Ordu
olmak
üzere
Canik
Sancağına
bağlı
Fatsa
ve
Ünye
kazalarının
bağlanması
ile
Ordu
Sancağı
kurulmuştur.
Fatsa
ve
Ünye
halkı
bu
karara
karşı
çıkmış
ve
Ünye
Sancağı
'nın
kurulması
teklifinde
bulunmuşlardır.
Ancak
bu
teklif
reddedilmiştir.
Böylelikle
Fatsa
4
Aralık
1920
'
de
Ordu
'
ya
bağlı
bir
Kaza
olmuştur.
TABLO
FATSA
KAZASININ
İDARİ
GELİŞİMİ
TARİH
|
VİLAYET
|
SANCAK
|
KAZASI
|
NAHİYESİ
1455/56
Eyalet
-
i
Rum
--
--
Satılmış
1520/76/90
Eyalet
-i
Rum
Canik
Satılmış
--
1642/43
Sivas
Canik
Satılmış-Fatsa
--
1851/56
Trabzon
Canik
Fatsa
--
1860/65
Trabzon
Canik
Fatsa
--
1866/71
TSD
Trabzon
Ünye
Fatsa
--
1868/71
Trabzon
Canik
Ünye
Fatsa
1878/1920
Trabzon
Canik
Fatsa
--
1920'
den
sonra
Ordu
--
Fatsa
--
2
)
İdareciler
:
1868
-
1878
'
e
kadar
Nahiye
Müdürleri
Tarih
:
Nahiye
Müdürü
:
1868
Mustafa
Efendi.
1869
Ahmet
Efendi
(
vekil
)
1870
-
1871
Süleyman
Bey.
1878
-1908
'
e
kadar
Kaymakamlar
Tarih
:
Kaymakam
1878
Ali
Efendi.
1880
Mehmet
Efendi.
1887
Mustafa
Efendi.
1891
Ahmet
Rıza
1892
Mehmet
Efendi
1894
Şatırzade
Mehmet
1897
-
1903
İsmail
Bey
1904
Mehmet
Bey
1906
Hamza
Efendi
1908
Yorgaki
(*)
Bazı
kaynaklara
göre
Şair
Eşref
1876
'
da
Fatsa'da
kaymakamlık
yapmıştır.
1878
-
1903
e
kadar
Belediye
Başkanları
Tarih
Başkan
1878
-
1880
Kirkor
Ağa
1887
Topalzade
Hacı
İsmail
Ağa
1891
-
1892
Kirkor
Ağa
1894
Mahmut
Efendi
1897
-
1900
Mehmet
Efendi
1902
Kadızade
Kasım
1903
Şatırzade
Abdullah
3)
Sosyal
Yapı:
Etniklik
ayrım
kriterleri
Osmanlı
toplumunda
din
ve
kültür
olduğu
için
Fatsa
da
toplum
yapısının
iki
grup
altında
inceleyeceğiz.
Bunlar
;
Müslümanlar
ve
Gayr-ı
Müslim'lerdir.
A
)
Müslümanlar:
Malazgirt'ten
sonra
Türkler
,
kademeli
bir
şekilde
Karadeniz
Bölgesine
yerleşmeye
başladı
.
Danişment
Gazi'
nin
Beylerinden
Sevli
Bey
tarafından
yönetilen
Türkmen
akımları
sonunda
Orta
Asya
ve
Azerbeycan
tarafından
getirilen
Karlı
ve
Karaöylü
oymağının
bir
bölümü
de
Fatsa
ya
yerleşmiştir.
Bununla
birlikte
Fatsa
'
daki
Müslüman
Türk
nüfusunun
esasını
Çepni
oluşturmaktadır.
Çepniler,
kendilerine
ait
beylikler
kurmuşlardır.
Tacettin
oğulları
ve
Hacı
Emiroğulları
sayesinde
Canik
bölgesi
Türk
ve
Müslüman
kimliğine
kavuşmuştur.
1427/28'de
Osmanlıya
dahil
olan
Fatsa'nın
15
ve
16
yy.
daki
Müslüman
Nüfus
oranı
yüzde
doksanları
geçmektedir.
TABLO
15
ve
16.
Yüzyıllarda
Müslüman
erkek
nüfus
TARİH
KAZA
TOPLAM
NÜFUS
MÜSLÜMAN
%
1455
Satılmış
1737
1722
94,1
1485
Satılmış
1874
1863
99,4
1520
Satılmış
2679
2615
97,6
1576
Satılmış
9278
9133
98,4
Müslüman
nüfus
,
daha
ziyade
köylerde
yaşamakta
tarım
ve
hayvancılık
ile
meşgul
olmaktadır.
Yönetimde
aktif
olmalarına
rağmen
ticari
işlerde
geri
kalmışlardır.19
yy.
la
gelindiğinde
Müslüman
nüfusta
hızlı
bir
artış
gözlenmektedir.
Bunun
en
önemli
nedeni
göçlerdir.
TABLO
19
ve
20
yy.
lar
da
Fatsa
'da
Müslüman
Nüfus
TARİH
KAZA
TOPLAM
NÜFUS
MÜSLÜMAN
1879
Fatsa
12.449
Erkek
11.436
Erkek
1893
Fatsa
30.349
Kadın
-
Erkek
27.815
Kadın
-
Erkek
1900
Fatsa
31.623
Kadın
-
Erkek
28.815
Kadın
-
Erkek
1903
Fatsa
32.376
Kadın
-
Erkek
29.440
Kadın
-
Erkek
1918
Fatsa
43.950
Kadın
-
Erkek
39.046
Kadın
-
Erkek
B
)
Gayr-i
Müslimler
Fatsa
'
da
Türk
hakimiyetinden
itibaren
Hıristiyan
nüfusun
genel
nüfusa
oranı
çok
düşüktü.
Bu
Hıristiyanların
bir
kısmı
Din
değiştirmiş
bir
kısmı
da
20
yy
başlarına
kadar
varlıklarını
devam
ettirmişlerdir.
Hıristiyan
nüfusun
oranı
15
ve
16
.
yy
tapu
kayıtlarında
%
2
leri
geçmemektedir.
18
yy
sonlarından
itibaren
bölgeye
başka
yerlerden
göç
eden
Gayr
-
i
Müslimler
olmuştur.
Bu
göçlere
rağmen
yukarıdaki
Müslüman
nüfusla
ilgili
tabloya
bakıldığı
zaman
Müslüman
harici
nüfusun
çok
az
olduğu
görülür.
a)
Rumlar
:
19
yüzyılın
son
çeyreğinden
itibaren
gelişmeye
başlayan
Fatsa'nın,
ekonomik
hayatında
söz
sahibi
olan
Rumlar,
el
sanatları
ve
diğer
ustalık
işleri
ile
uğraşmaktaydılar.
Kasaba
merkezinin
yanı
sıra
Rumların
bulunduğu
köylerin
adları
şunlardır
:
Yalıbey
Mah.
,
Yaylak
Köyü,
Dereköy,
Kabaköy,
Gölköy,
Alakiriş,
Yeniköy,
Kızılot,
ve
Osman
Köyüdür.
Tanzimat
öncesi
Osmanlı
Devletinde
Gayr
-
i
Müslimler
birkaç
istisna
hariç
Devlet
Memuru
olamazlardı.
Tanzimat'tan
sonra
yapılan
değişikliklerle
Gayr-i
Müslimlere
Devlet
Memuru
olma
hakkı
kazandırıldı.
Fatsa'da
Rumlar,
kaza
idare
meclisi,
Belediye
Meclisi,
Memleket
Sandığı,
Reji
Dairesi
ve
Ziraat
Odasında
çeşitli
görevlerde
bulundular.
Terzioğlu
Lazeri
Efendi
Belediye
Reisliği
yaparken
1908
tarihinde
Yorgaki
Kaymakamlık
makamına
atanmıştır.
Rum
Halkı
özgür
bir
ortamda
yaşarken;
I.
Dünya
Savaşından
sonra
Pontus
hayallerine
kapılarak
çetecilik
faaliyetlerine
başlamıştır.
Rumlar
1923'
te
mübadele
gereğince
Yunanistan
'
a
gönderilmiştir.
Fatsa
'
dan
ayrıldıktan
sonra
Rumların
doğdukları
yeri
unutmadıkları
1951
yılında
Rum
Tudor
'
un
Fatsa
'
yı
ziyaretiyle
gün
ışığına
çıkmıştır.(RESİM
4)
b)
Ermeniler
Ermeni
nüfusunun
büyük
bir
bölümü
Rumlar
gibi
dışarıdan
gelmiştir.
Fatsa
'
da
hala
yaşayan
yakın
bir
zaman
evvel
islamiyeti
seçen
Eczacı
Hasret
Efendi
'
nin
(
Doğum
1917
)
beyanları
da
bu
doğrultudadır.
Kendi
ailesinin
Sivas
'
ın
Gürün
kazasından
göç
ettiğini
ve
Fatsa
'
ya
yerleştiğini
söylemektedir.
Hasret
Efendi
'
ye
göre
Ermeniler
ve
Türkler
arasında
bir
düşmanlık
söz
konusu
değildi.
Gündelik
ilişkiler
dosthane
bir
şekilde
gelişirken
;
Ermeniler
daha
çok
El
sanatları
ve
Ticaretle
meşguldürler.
Ermeniler
Tanzimat'tan
sonra
Kaza
İdare
Meclisi
,
Belediye
Meclisi,
Sanduk
Eminliği
,
Ziraat
Odasın
da
görevlerde
bulunmuşlardır.
1878
-80
ve
1891
tarihlerinde
Kirkor
Efendi
Belediye
Reisliği
yapmıştır.
Eczacı
Hasret
Efendi
sahilde
bir
Ermeni
Gregoryan
Kilisesi
ve
Okulundan
ve
bu
günkü
Dumlupınar
İlköğretim
Okulunun
bulunduğu
yerde
Protestan
Kilisesi
ve
Okulundan
bahsetmektedir.
(
RESİM
5)
Hasret
Efendi
'
nin
beyanına
göre
Ermeniler
sevk
ve
iskan
kanunundan
(
Tehcir
)sonra
İstanbul
,
Fransa
,
Yunanistan
ve
Rusya
'
ya
göç
etmişlerdir.
Bu
olaylar
sırasında
Amerikalılar
onbeş
günde
bir
gelip
yetimleri
götürmekteydi,
ayrıca
açlık
ve
kıtlık
başladığından
Protestan
Kilisesinde
bir
aş
evi
kurulmuştu.
4
)
Kafkas
Göçleri
,
Balkan
Mübadilleri
(
1864
-
1923
)
Kafkas
Muhacirleri
:
Göç
,
en
geniş
anlamıyla
şahısların
hayatlarının
tamamını
veya
bir
bölümünü
geçirmek
üzere
tamamen
yahut
geçici
bir
süre
için
bir
iskan
ünitesinden
diğerine
yerleşmek
kaydıyla
yaptıkları
yer
değiştirme
hareketidir.
19
yy.
'
ın
son
çeyreğinde
Kafkas
Muhacirleri
,
Rusya'nın
baskısıyla
Karadeniz
Bölgesine
ve
özellikle
Trabzon
eyaletine
göç
etmiştir.
Yapılan
araştırmalarda
Çerkez
göçmenlerinin
1864
tarihinde
Canik
Sancağına
iskan
edildiği
tespit
edilmiştir.
İskan
edilen
Çerkez
gruplarının
bir
kısmı
Fatsa
'
ya
yerleştirilmiş
,
1870
ve
1871
tarihli
Trabzon
Vilayet
Salnamelerinde
nüfusları
901
kişi
olarak
verilmiştir.
1
Temmuz
1878
'
de
Canik
Sancağına
göç
etmiş
çok
sayıda
Abaza
göçmenlerinin
bir
bölümü
Fatsa'ya
bağlı
Çokdeğirmen
ve
Nefs-
i
Meydan
Abaza
köylerine
yerleştirilmişlerdir.
1878
'
den
sonra
hızla
artan
göçmen
kitlesi
1880
ve
1887
tarihlerinde
Fatsa
'
ya
yerleştirilmiştir.
Batum
Muhacirleri
adı
verilen
bu
göçmenlerin
yerleştikleri
yerler
Fatsa
Muhacir
Tapu
Sicil
kayıt
defterinden
çıkarılmıştır.
TABLO
Muhacir
tapu
Sicil
defterine
göre
iskan
edilen
yerler
:
KÖY
BUGÜN
BAĞLI
BULUNDUĞU
İLÇE
Salihli
Fatsa
Duayeri
Fatsa
Bacanak
Fatsa
Beyce
-
i
Kebir
(
Büyükkoç
)
Fatsa
Tahtabaşı
Fatsa
Kösebucağı
Fatsa
Miri
(
Beyceli
)
Fatsa
Cacüle
(
Bucaklı
)
Fatsa
Kulpar
(
Çömlekli
)
Fatsa
Demirculu
Fatsa
Çaltımar
-
ı
Aliyye
(
Yukarı
Ardıç
)
Fatsa
Çaltımar
-
ı
Süfla
(
Aşağı
Ardıç
)
Fatsa
Çok
Değirmen
(
Yeni
)
Kumru
Samur
Kumru
Kadıncık
Kumru
Erikçeli
Kumru
Gebekse
(
Ortaca
)
Kumru
Kuvancılı
Kumru
Tekke
Kumru
Tevkür
(
Çatılı
)
Kumru
Karacakir
Kumru
Divani
(
Yeni
)
Kumru
Kömerik
Kumru
Karacalu
Kumru
Bu
köylerden
başka
Halk
arasında
muhacir
köyü
olarak
geçen
köyler
şunlardır
:Yusuflu
,
Geyikçeli
,
Karataş
,
Hoylu
,
Sudere
,
Sazcılar
,
Çerkezdağı
,
Yukarıkozpınar
,
Tepealan,
Yeşilalan
,
Soğukpınar
,
Kargucak
ve
Kondan.
Muhacirlerle
yerli
halk
arasında
bir
takım
sürtüşmeler
olmuştur.
1887
yılı
içersinde
Fatsa
'
ya
yerleştirilen
Gürcü
ve
Çerkezlerin
bir
kısmının
taşkınlıkları
üzerine
Halk
Valiliğe
şikayette
bulunmuş,
Hükümet
Vilayetten
gelen
şikayetleri
değerlendirerek
bunları
Ankara
ve
Konya
Vilayetlerine
nakletmiştir.
Fakat
muhacirler
tekrar
eski
köylerine
dönmüş
ve
bunun
üzerine
Meclis
-
i
Vükela
,
geri
dönenlerin
Ankara
ve
Konya
' ya
tekrar
iskanını
uygun
görmüş
,
kalanlardan
ise
asayişe
riayet
edeceklerine
dair
senet
alınmasına
karar
vermiştir.
Fatsa
yöresinin
efsaneleşmiş
kahramanı
Hekimoğlu
'
nun
çatışması
muhacirlerle
olmuştur.
Hekimoğlu
gerçekte
sosyal
bir
kahraman
değildir.
Şahsi
sebepler
yüzünden
çetecilik
faaliyetlerinde
bulunmuş
ve
1910
tarihinde
öldürülmüştür.
Aynı
yörede
eşkıyalık
yapan
Soytaroğlu
,çetecilik
yapan
Gürcülerle
mücadele
etmiştir.
İlk
dönemlerde
bu
olaylar
hariç
muhacirler
ve
yerli
halk
arasında
büyük
manada
sorunlar
çıkmamıştır.
Muhacirlerin
gelmesiyle
Fatsa
ticareti
hareketlenmiştir.
Gürcülerin
bir
kısmı
ziraatla
meşgul
oldukları
gibi
bir
takımı
da
Hükümet
işlerinde
ve
özellikle
zabıtada
yerleştirilmişlerdir.
Balkan
Mübadilleri
:
Lozan
Antlaşması
(1923)
uyarınca
mübadele
söz
konusu
olunca
Türkiye'
deki
Rum
nüfus
(
İstanbul
hariç
)
Yunanistan'
a
,
Yunanistan
'
da
ki
Türk
nüfusun
ise
(
Batı
Trakya
hariç
)
Türkiye'ye
göç
ve
iskanları
sağlanmıştır.
Mübadil
adı
verilen
bu
göçmenlerin
yerleştirildikleri
yerler
arasında
Fatsa
Kazası
da
vardır.
Fatsa
'
ya
yerleştirilen
mübadillerin
sayısı
801
kişidir.
Mübadillerden
yaşayan
kimse
kalmamıştır.
Onların
soyundan
gelip
mübadele
konusunda
düzenli
ve
sıhhatli
bilgi
toplayanlar
da
yok
değildir;
bunlardan
biri
de
Yusuf
BUL
'
dur.
(
Doğum
1925
)
Bul
'
un
anlattığına
göre
mübadele
şu
şekilde
gerçekleşmiştir.:
<<
1923
senesinin
Mayıs
ayı
içerisinde
Selanik'
in
Serez
Kazası'ndan
hareketle
Kavala
Limanı'ndan
Gül
Cemal
Vapuru
ile
İstanbul
'
a
gelmişlerdir.
İstanbul'da
Veli
Ağa
Çayırı'nda
bir
hafta
dinlendikten
sonra
bir
başka
gemi
ile
Fatsa
'
ya
gelmişlerdir.
Fatsa
'
ya
gelen
hane
sayısı
770
'tir.
Fakat
bu
haneler
normal
hane
değil
bir
veya
iki
kişiden
oluşan
hanelerdir.
Mübadiller
geldiklerinde
içlerinde
15
yaşını
doldurmuş
iki
delikanlı
ile
55
yaşının
üzerinde
ihtiyarlar
ve
özellikle
kadın
ve
çocuklar
vardı.
Bu
insanlar
şehre
uyum
sağlayamamışlardır.
Nedeni
ise
buğday
ve
tütün
yetiştiriciliğine
alışkın
olan
mübadiller,
mısır
ve
kendir
üretimine
alışamamışlardır.
Büyük
bir
bölümü
Samsun
'
a
gitmiş
,
burada
yer
bulamadıklarından
Amasya
ve
Tokat
'
a
çıkmışlardır.
Yolculukları
esnasında
eşkıyalar
tarafından
soyulmuşlardır.
Perşembe
Yaylası'ndan
hareketle
tekrar
Fatsa'
ya
gelmişler,
bu
yol
esnasında
Çiçek
Hastalığı
ve
Veba
'
ya
tutulan
nüfusun
1/5
i
helak
olmuştur.
Fatsa
'
ya
geldiklerinde
ise
iskan
haklarını
kaybettiklerini
öğrenmişler,
bunu
yanında
kendilerine
ayrılan
yerler
talan
olmuştur.
Samsun
'
a
gitmeyip
Fatsa
'
da
kalanlar
ise
(
Ömer
Hoca,
Horoz
Osman
)
merkez
mahallede
çok
iyi
yerler
tutmuşlardır.
770
hanenin
60
tanesi
şehre
yerleşmiş
diğerleri
ise
yüksek
köylere
çıkmışlardır.
Yerleştikleri
köylerin
adları
şunlardır.
:
Kumru
,
Derbent
Köyü
(
Kaya
Mah.
)
,
Yaylacık
,
Kiremitli
(
Elmalı
),
Çokdeğirmen,Kayabaşı
,
Alanköy
ve
Gebekse
(
Ortaca
).
Mübadiller
,
Rumların
bıraktıkları
el
sanatlarını
devam
ettirmişlerdir.
Mobilyacılık,
Kalaycılık,
Bakırcılık
ve
Terzilik
başlıca
mesleklerindendir.
Mübadillerin
ancak
yüzde
30'
u
Fatsa
'
da
kalmıştır.
Bunun
nedeni
ise
toprağın
yetersizliği
ve
nüfusun
artmasıdır.
>>
5
)
19
Yüzyıldan
20.
Yüzyılın
başlarına
kadar
Fatsa
'
da
Ekonomi
:
19
.
Yüzyılın
son
çeyreğinde
Anadolu
kentlerinin
Ekonomik
yapısı
Fatsa'da
da
görülmektedir.
Geleneksel
üretim
ilişkileri
henüz
değişmemiş
,
kıyı
kenti
olması
nedeniyle
gelişmenin
başlıca
nedeni
Dış
Ticaretle
gösterdiği
başarı
olmuştur.
Kasabada
Ünye
ve
Ordu
kazaları
ile
ulaşım
sağlayan
bir
karayolu
mevcut
değildi.
Bu
nedenle
Fatsa
'
da
çok
erken
dönemlerden
itibaren
deniz
taşımacılığı
sektörü
gelişmiştir.
Bu
sektör
o
kadar
ilerlemiştir
ki
1834
yılında
Fatsa
gemi
tezgahlarında
bir
savaş
gemisi
inşa
edilmiştir."Çapar"
adıyla
anılan
kayıklar
ise
ulaşımda
büyük
bir
rağbet
görmüşlerdir.
1900
tarihi
itibariyle
kasabada
10
balıkçı
kayığı
ve
18
küçük
gemi
mevcuttur.
1902
de
ise
küçük
gemi
sayısı
38'e
çıkmıştır.
Denizcilik
ve
denizciliğe
bağlı
alanların
kasabada
gelişmesini
hazırlayan
başlıca
faktörler
şunlardır
:
127.094
dönümlük
orman
arazisinde
4
büyük
orman
mevcuttur.
Edegör
Ormanından
çıkarılan
ağaçlar,
ticaret
gemisi
yapımında
kullanılmıştır.
Gemi
yapımında
önemli
bir
kaynak
olan
Kendir
'in
yörede
17
yüzyıldan
itibaren
üretildiğine
dair
belgeler
mevcuttur.
Kendir
üretimi
,
1878
'
de
13.000
kise
iken
1879
da
57.210
kise'
ye
yükselmiştir.
Kasaba
İskelesi'nde
görev
yapan
veya
iskeleye
uğrayan
acenteler
,
ticaretin
gelişmesine
katkıda
bulunmuşlardır.
Şevki
ve
İsmail
Efendi'
ye
ait
acenteler
,
kasabaya
uğrarken
;
iskelede
özel
idare
(
İdare
-
i
Mahsusa
)
acentesinin
temsilciliği
kurulmuştur.
İskeleye
yerli
,
yabancı
devletlere
ait
yelkenli
gemi
ve
vapurlar
gelmektedir.
1902
'
de
Osmanlı
Devleti'ne
ait
828
yelken
gemisi
ve
88
vapur,
İngiltere'nin
8
,
Fransa
ve
Yunanistan'ın
4
,
Rusya
ve
Avusturya'nın
1
ve
İtalya'nın
2
vapuru
Fatsa
iskelesine
gelmişlerdir.
Fatsa'da
yer
altı
zenginliklerinin
ekonomiye
katkısına
gelince
;
soba
ve
kasaların
yapımında
ham
madde
olan
demir,deniz
sahilinde
çıkarılıp
Ordu
Curuf
'a
götürülür
ve
orada
işlenirdi.
Bunun
yanında
Eski
Ordu
köyünde
ve
Arpalık'a
bağlı
Apar
Dağı'nda
demir
madeni
bulunmuştur.
Sapmalı
kurşun
,
Eski
Ordu
;
kömür
ise
Efroz
köyünde
bulunmaktadır.
Manganez
,
Eski
Ordu
,
Cacule
(
Bucaklı
)
ve
Meşebükü'nde
vardır.
Eski
Ordu
köyündeki
manganez
madeni
,
Anadolu
Parzılı
adlı
bir
şirket
tarafından
çıkartılırken,Bucaklı
ve
Meşebükü'
ndeki
madenlerin
kullanımı
için
aynı
şirket
24.Haziran.1886
'
da
Hükümet
'e
başvurmuştur.
Trabzon
Vilayetinde
tarıma
elverişli
arazilerin
yoğun
olduğu
Kazaların
başında
Fatsa
gelmektedir.
Kazanın
180.202
dönümlük
arazisi
tarladır.
Başlıca
yetiştirilen
ürünler
;
Mısır,Çavdar,Pirinç,Fasulye,
Alaf,Şiar,Bakla
ve
Siyaz'
dır.
Mısır
,Karadeniz
insanının
temel
gıda
maddesi
olmasının
yanında
1901
tarihli
Trabzon
Vilayet
salnamesinde
Vilayetin
zirai
kazançları
arasında
sayılır.
Fatsa
Kazasında
1878
'
de
280.000
kilo
olan
Mısır
üretimi,
1879
da
ise
234.930
kiloya
düşmüştür.
Mısır,
Fındıkçılığın
ortaya
çıkmasıyla
Cumhuriyetin
ilk
yıllarından
itibaren
değerini
kaybetmeye
başlamıştır.
Sahil
kısmı
bataklık
olan
Kasabada
Pirinç
üretimi
de
yaygındır.
1901
tarihli
Trabzon
Vilayet
Salnamesine
göre
pirinç'
in
en
fazla
yetiştiği
yerler
Terme
ve
Fatsa'dır.
1878
'
de
Kazanın
Pirinç
üretimi
rekoltesi
31.654
kilo'
dur.
Bataklıkların
kurutulmaya
başlanmasıyla
Pirinç
üretimi
terkedilmiştir.
Yörenin
ekonomik
lokomotifi
olan
Fındık
Üretimi
hakkında
yeterli
bir
bilgiye
sahip
değiliz.
1898
tarihli
Trabzon
Vilayet
salnamesinde
fındık
üretiminde
Canik
Sancağından
bahsedilmemektedir.
1901
tarihli
Trabzon
Vilayet
Salnamesinde
ise
Samsun
ve
Ünye
'
de
Fındık
ekiminden
bahsedilirken
,
Fatsa
ile
ilgili
herhangi
bir
bilgi
verilmemiştir.
Fındığın
İlçe
Ekonomisinde
önemli
bir
yer
alması
Cumhuriyet'
in
kuruluş
yıllarına
rastlar.
Kazanın
120.472
dönümlük
arazisi
yaylak,kışlak
ve
mera
'
dır.
Bu
durum
hayvancılık
'
ın
gelişmesini
sağlamıştır.
1900
tarihinde
Fatsa
'
da
hayvan
sayısı
aşağıda
verilmiştir.
TABLO
Kazanın
iklimi
çevre
kazalara
benzemekle
birlikte
yaz
mevsiminde
kasabanın
etrafındaki
bataklıklar
havayı
bunalttığından
Halk
yaylalara
çıkar
ve
buralarda
dört
beş
ay
kalırdı.
Yaylacılık
faaliyetleri
içersinde
bir
Pazar
kurulmuştur.
Vilayet
Salnamelerinde
Kasaba
merkezinde
bir
Pazar
mahallinden
bahsetmezken
kazanın
Düzyurt
mevkiinde
yazın
her
Çarşamba
bir
Pazar
kurulduğu
not
düşülmüştür.
Bu
durum
yüksek
köyleri
ve
özellikle
Perşembe
Yaylasını
hareketlendirmiştir.
(
RESİM
9)
Eczacı
Hasret
Efendi'
nin
beyanlarına
göre
bu
durum
1930
lı
yıllara
kadar
devam
etmiş,
bataklıkların
kurutulmasıyla
sahil
bölgeler
daha
da
hareketlenmiştir.
İçme
suyu
daha
çok
Irmaklardan
(
Bolaman
,
Elekçi
)
temin
edilmektedir.
Sıcak
su
kaynağı
olan
Ilıca
kaplıcası
hakkında
nerede
ise
bütün
Trabzon
Vilayet
salnamelerinde
bilgi
verilmektedir.
Kaplıca
suyunun
çeşitli
hastalıklara
deva
olmasından
dolayı
yılın
her
vakti
bu
bölge
hareketlidir.
(
RESİM
10
)
Not
:
Ilıca
ile
detaylı
bilgileri
Altıncı
Bölümde
bulabilirsiniz.
6
)
EĞİTİM
Fatsa
'
da
1868
den
itibaren
Medrese
ve
Sıbyan
Mektepleri'
nin
,
1887
den
itibaren
bir
Rüştiye
(
Ortaokul)
'
in
mevcut
olduğu
kayıtlarda
belirtilmektedir.
Salna-melere
göre
1868
'
de
Fatsa'da
5
Medrese
ve
bu
medreselerin
toplam
176
öğrencisi
vardı
aynı
tarihte
2
Ermeni
,
5
Rum
ve
72
İslam
Mektebi
faaliyette
bulunmaktaydı.
Rüştiye
Mektebi
,
Eczacı
Hasret
Efendi
'
nin
belirttiğine
göre
bu
günkü
Sahil
Camiinin
olduğu
yerde
bulunmaktaydı.
1887
'
de
65
öğrencisi
olan
Rüştiye
'
nin
1897
'
de
öğ-renci
sayısı
58
'
e
düşmüştür.
7)
CUMHURİYET
'
İN
İLK
YILLARINDA
FATSA
Ordu
Vilayetine
bağlı
Fatsa
Kazası'
nın
1928
'
de
merkez
ve
Kumru
adlarında
iki
nahiyesi
vardı.
1930
'
da
Fatsa
Kaymakamı
Celal
Bey'dir.
Hüseyin
Fevzi
Bey
,
onun
hakkında
şunları
söylemektedir:
<<
.......görüşmemizde
hemen
konuya
geçti,
nahiye
hakkında
talimatlar
verdi.
Anlam
olarak
şunları
söyledi
kısaca
:
"
Cumhuriyet
devri
yaşıyoruz
zorbaya
haddini
bildirmek,
bu
kötü
müessesenin
kökünü
kazımak
gerek.
Ağa
sömürüsü
yok
edilmeli.böyle
rahat
nefes
alabilir
köylü
.
"
>>
1933
yılında
Kaymakamlık
görevini
Feridun
Bey
yürütmektedir.
Bu
döneme
ait
önemli
bir
olay
ise
Onuncu
Yıl
Marşı'nın
Fatsa
'
da
öğretilmesi
ile
ilgili
seferberliktir.
1936
'da
Kaymakamlık
görevini
vekaleten
Hüseyin
Fevzi
Bey
yürüt-
mektedir.
En
önemli
icraatı
ise
Fatsa
'
da
kara
çarşafı
kaldırması
olmuştur.
1936
'
da
Kaymakam
Kemal
TAŞ
,
1938
'
de
ise
Mazhar
BAŞDOĞAN
'
dır.Fatsa2_.htm |